Aslında sizi Javascript öğrenmekten alıkoyan şey, yeni bir programlama dili öğrenirken karşılaştığınız zorluklar değil. Javascript öğrenmeye çalışırken karşılaştığınız zorluklar; hayatınızdaki herhangi bir şeyi değiştirmeye çalıştığınızda, yeni bir başlangıç yapmaya kalkıştığınızda, yeni bir yola çıkmayı planladığınızda karşılaştığınız sorunların aynısıdır.

İnsan doğası çoğu zaman mevcut durumu sürdürme eğilimi gösterir. Yeni bir işe kalkışmak, yeni bir adım atmak, mevcut düzenini değiştirmek konfor alanından çıkmayı gerektirir. Sonuçlarından emin olmadığı bir yolda ilerlemek korkutucudur. 

Acaba Javascript öğrenebilecek misin, yoksa bu çok zor bir iş mi ?  Acaba buna yeteneğin var mı ? Yoksa sadece zaman kaybıyla sonuçlanacak bir macera mı ? Öğrenilecek çok şey var ve sen bunun için zamanını yetiştiremeyecek misin ?

Tüm bu motivasyonunuzu kırıcı aşamalardan geçip çalışmaya başlasanız bile yol boyunca başka çeldiricilerle de karşılaşacaksınız. Bir noktada anlatılan şeyleri tam olarak anlayamayacak, yanlış yapacak, üstelik neyi yanlış yaptığınızı bile keşfedemeyeceksiniz. Her şeyi doğru yaptığınıza inansanız bile yazdığınız kodlar çalışmayacak ve siz sorunu çözmek isteseniz bile nerede olduğunu bulmakta güçlük çekeceksiniz. İşte bu anda; bu işin artık boyunuzu aştığını düşünmek, umutsuzluğa kapılıp heyecanını kaybetmek ve bunalıp bırakmak kolaydır. 

Çevrenizdeki her şey de, bu ne olduğunu bile keşfetmekte zorlandığınız sorunu çözmeye çalışmaktan daha keyiflidir. Netflix’de dizinizin yeni bölümünü izlemek, WhatsApp’dan arkadaşlarla mesajlaşmak, eğlenceli Tweet’lere göz atmak, Instagram’da yeni neler var bakınmak çok daha cazip gelecektir.

 Ama, bir dakika. Siz de farkettiniz mi ? Eğer bunları yapmak için sıkılıp bıraktığınız programlama dilleri olmasaydı, size keyif veren bu uygulamaların hiç biri de olmayacaktı.

Öyleyse sizi vazgeçirmeye çalışan ve bilinçaltınıza sürekli bahaneler fısıldayan içinizdeki düşmanı susturun ve başladığınız işi bitirmeye daha kararlı koyulun.

Daha önce de deneyip defalarca bırakmış, vazgeçmiş, öğrenememiş ve başarısız olmuş dahi olsanız; bu sizi yıldırmasın. Tıpkı ünlü düşünürümüzün de dediği gibi; “…bin kere tövbe etmiş ve bin kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel”

Öğrenmenizin önünde duran engelleri 3 başlıkta toplayabiliriz:

  • Kurban Olma Hissi
  • Hızlı Öğrenme Tuzağı
  • Felç Engeli

 

Kurban Olma Hissi (Sürekli bahaneler üretme)

Eğer şu ifadelerden biri size tanıdık geliyorsa, kendinizi kurban ilan etmişsiniz demektir. İşte sizi Kurban gibi hissettiren ve size engel olan bahaneler;Eğitim için iyi materyaller bulamıyorum.

  • Nereden başlayacağımı bilmiyorum.
  • Bu bilgiyle işe girmem imkansız, çünkü iş ilanlarındaki talepler çok fazla
  • Bir problemi yazılımsal olarak nasıl tanımlayabileceğimi ve nasıl çözmem gerektiğini bilmiyorum.
  • İş/aile v.s o kadar çok zaman alıyor ki, yeni bir programlama dili öğrenmek için ne enerjim ne de zamanım kalıyor.
  • Programlama dillerinde sürekli yenilikler oluyor, yetişmeye zamanım yetmiyor.

Tüm bu kendinizi kurban ilan ettiğiniz mağdur edebiyatını ve bahanelerinizi ardınızda bırakmanızı sağlayacak anahtar, hayatınızın kontrolünün sizin ellerinizde olduğunu keşfetmektir.

Eğer gerçekten bir programlama dili öğrenmek istiyorsanız; önceliklerinizi yeniden hesaplar, kararlar alıp uygular ve bir yolunu bulursunuz.

Arkanıza yaslanıp, suçu kendinizden başka her yerde arayan bahaneler üretmeyi bırakın. Yapmaya değer her şey zor olacaktır. Kolay olan şeyler herkes tarafından yapılabilir. Zor elde edilen şeyler sadece bunun için çaba harcayan insanlar tarafından başarılabilir. Eğer iradenizi ortaya koymaya ve harekete geçip değişime önce kendinizden başlamaya karar verdiyseniz; bahaneler üretmeyi ve kurban rolünü bırakıp işe koyulun.

Zaman yaratmaya çalışın ve sizi bundan alıkoyan mazeretleriniz ne kadar geçerli olursa olsun bir yolunu bulun. Sonuçta kendinizi ertelemek yerine, kendinize verdiğiniz sözü ertelemenizi sağlayan ve sizi bir şeyler başarmaktan alıkoyan bahanelerinizi erteleyebilirsiniz.

Nereden başlayacağınız konusunda da endişelenmeyin. Şu anda bu yazıyı okuyorsanız çoktan başlamışsınız bile demektir.

 

Hızlı Öğrenme Tuzağı (Bilmediğin bir yere yetişmeye çalışma)

Kendinizi programlama dilini hızlıca öğrenmek zorundaymışsınız gibi hissediyorsanız Hızlı Öğrenme Tuzağına düşmüşsünüz demektir. 

  • 3 ay içinde bu programlama dilini öğrenmeliyim ve bir iş bulabilmeliyim.
  • Dersleri takip ettim ama sorularıma cevap bulamıyorum.
  • Dersleri anlayamıyorum. Ya çok zor ya da seviyeme göre çok ilerideler.
  • Programlama dili hakkında öğrendiğim hiçbir şeyi hatırlamıyorum.
  • Diğer insanlarla karşılaştığımda onların hızlıca öğrendiği şeyleri ben çok geç anlıyorum.

Tüm bu kaygılar sizi ilerlemekten alıkoyacak ve vazgeçmenin rahatlığı karşısında yenilerek bırakmanızı sağlayacaktır. Oysa işin temelinde kendinize koyduğunuz sınırlar var. Mantıksız bir bitirme tarihi belirleyip, yaklaştıkça gerilmek öğrenmenize fayda sağlamaz. Ayrıca hızlıca ilerlemek isterken çoğu temel bilgiyi es geçtiğinizde ya da kolay olduğunu düşündüğünüz için örnek uygulama yapmadan geçtiğinizde ileride kendinizi sorunları çözemiyorken ve hiç birşey öğrenmemiş gibi boş hissederken bulabilirsiniz. bu genellikle işin temelini öğrenmeden atlayanlarda, örneğin Javascriptde yeterlilik kazanmadan React gibi bir frameworkte kod yazmaya çalışanlarda görülür.

Hızlı öğrenmek değil, iyi öğrenmek doğru olan yoldur.

Ağırdan alın. Önemli değil. Hızlıca öğrenip doğru dürüst kod yazamayan biri olmak yerine, yavaş öğrenip usta bir kodlayıcı olmak daha değerlidir. Eğitimi hızlıca ve tam öğrenemeden bitirip, kod yazmaya başladığında en ufak sorunda günlerce çözümü arayan birinin ne gibi bir zaman kazancı olabilir ki? Üstelik böylesi daha risklidir, çünkü eğitimde bitirme tarihinizi siz seçebiliyorken, çalışırken muhtemelen işvereniniz seçeceğinden öğrenirken daha fazla vakit ayırıp öğrenmediğiniz konular karşınıza sorun olarak çıktığında sorumluluğunuzla orantılı olarak daha yoğun stres altında kalacaksınızdır.

Bir konuyu öğrenirken birden fazla kaynaktan okuyun, dinleyin, izleyin ve çalışın. Farklı yaklaşımlarla anlatan eğiticileri takip edin. Sonuçta tek bir öğretmenden bilgi edinmeyi yeterli buluyorsanız onun atladığı, unuttuğu ya da eksik bildiği her konu sizin de eksiğiniz olacaktır. Ama birden fazla öğretmenden ya da kaynaktan öğrenirseniz, birbirlerinin eksiklerini tamamlayarak hepsinin toplamı seviyesinde bilgiye sahip olacaksınızdır.

 

Felç Olma Durumu (İlk adımı atamama ve Başlayamama Durumu)

Eğer öğrenmeden önce doğru kararlar almanız gerektiğini düşünüyorsanız bu tuzağa yakalanmışsınız demektir.

  • Öğrenilecek çok fazla bilgi var.
  • Hangi programlama framework’ünü kullanacağım?
  • En iyi şekilde öğrenmek için hangi yolu takip etmeliyim?
  • Başlayacağım ama nereden?

Bu tuzağa düştüğünüzde iş gözünüzde o kadar büyür ki bir türlü karar verip başlayamazsınız. Emin olana kadar adım atmaktan korktuğunuz için ilk adımı atamazsınız. Bilginizin yetersiz olduğu ve doğru yerden başlayamayacağınızı düşündüğünüz için kendinize güvenemez, yanılmaktan korkarsınız.

Ama şunu unutmamalısınız, başlamazsanız doğru ya da yanlış olduğunu anlayamazsınız. Hiç bir zaman kararınızın %100 doğru olduğundan emin olamayacağınızı bilmelisiniz. zaten mutlak doğru diye bir şey yoktur. Çünkü insanlar farklı farklıdır ve öğrenmeye giden doğru yol göreceli ve esnek olmalıdır. Bir kişi için doğru olan mükemmel formül belki sizin için en kötü seçim olacaktır. Kimi insan derin ve detaycı bilgilendirme ile daha iyi öğrenirken, kimi insan da özet bilgiyle çok uygulama yaparak öğrenmekte başarılıdır. Ama yine de karar verip başlamak gerekir. En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir. En azından yanlış yolda ilerlediğinizi fark edersiniz. Ama karar verip adım atmazsanız sizin için neyin yanlış olduğunu bile keşfedemezsiniz. Edison ampülü çalıştırmayı beceremediği 9.999 yanlış yoldan ilerledikten sonra hepimizin hayatını aydınlatan 10.000’inci yolu buldu.

Hiç başarısız olmadım. Sadece sonuç alamadığım 10.000 yöntem buldum!